Camiler Kadınlarla Değil Erkeklerle Doldurulmalıdır

images (1)

DİYANET’İN temel vazifelerinden biri, Müslüman halkı beş vakit namazı kılmaya çağırmaktır. Şeriat ve fıkha göre hür ve mukim erkek Müslümanların günlük farz namazları camilerde cemaatle kılmaları gerekir. Camiye gidemiyorsa bulundukları yerde kendi aralarında cemaat olurlar.
Yüce İslam dini kadınlar için cemaat mecburiyetini koymamıştır.
Kadınlar elbette camilere gelebilir, kendilerine ayrılan yerde imama uyabilirler.
Kurum olarak tenzih ediyorum ama Diyanet’te son yıllarda kadın Müslümanları camilere getirme bid’ati görülüyor. Peki Diyanet erkek Müslümanları camiye çağırıyor, onları cemaate teşvik ediyor mu? Ortada böyle bir davet ve teşvik yok.
Fıkhımız, Şeriatımız kadınların namazları evlerinde kılmasının efdal olduğunu bildiriyor.
Bir Müslüman hanımı ve çocukları ile bir yere gitmiş, bey ezan okununca camiye gidiyor, tabii ki hanımı da herhangi bir özrü yoksa o caminin kadınlar kısmına çıkarak namazını eda eder.
Bugünkü durum öyle değil. Birkaç sene önce Ramazan ayında Ankara Hacı Bayram Camii’nin içine erkek cemaat alınmadı, otobüs ve minibüslerle dışarıdan kadın cemaat getirildi. Kadınlar içeride, erkekler açık havada namaz kıldılar. Hâlbuki o caminin kadınlara mahsus yeri var.

Erkekleri namaza ve cemaate teşvik etmemek, kadınları camilere getirmeye uğraşmak, Hacı Bayram Camii’nde olduğu gibi yatsı ve teravih namazında caminin içine erkekleri sokmamak, bütün bunlar on dört asırlık İslam tarihinde görülmemiş bir bidattır.
Bunların bidat olduğunu söylemek için fakih olmaya da lüzum yoktur.
Diyanet’teki bazı kimseler niçin böyle yapıyorlar? Onların bazısının Fazlurrahmancı olduğunu zannediyorum. Hani binden fazla ulema, fukaha ve müftünün fetvalarıyla sapık olduğu ilan edilen ve Pakistan’dan kovulan kişi. Duyduğuma göre ilahiyat fakültelerimizden biri Fazlurrahmancıların genel karargâhı gibi çalışıyormuş.
Bir de feminist İslamcılar var. Feminizm Kur’ana, Sünnete, Şeriata uymayan sapık bir ideoloji veya doktrindir. Bir Müslüman Marksist, Hristiyan, Musevi, Budist ve Darwinist olmayacağı gibi feminist de olamaz. Feminizm ilme, gerçeklere, realiteye aykırıdır. Diyanet’teki feministlerin tasfiye edilmesi gerekir. Türkiye’de hürriyet vardır, insanların feminist olma hakkı vardır. Lakin Diyanet’i feminizme alet etmek en hafif tabirle ahlaksızlıktır.
Evet, tekrar ediyorum Diyanet’in temel vazifelerinden biri bütün Müslümanları beş vakit namaza çağırmak, erkeklerin farz namazları cemaatle kılmaları gerektiğini bildirmektir. Bunu yapmayıp da camileri kadınlarla doldurmak bidattir, Ehl-i Sünnet Müslümanlığına aykırıdır.
Diyanet’teki bazı kimseler taqiye yapmasınlar, Fazlurrahmancı iseler, Afganici iseler, Tarihsellik mezhebine bağlı iseler, Mutezile mezhebinden iseler açıkça, mertçe ilan etsinler.
Türkiye Müslümanlarının ezici çoğunluğu Ehl-i Sünnettir. Taqiye yaparak ehl-i Sünneti kaldırıp yerine bidat inanç ve fırkalarını getirmeye çalışmak mertçe ve doğru bir hareket değildir.
Milletin karşısına çıkarsın, çok açık ve seçik konuşursun, “Ey ahali, İslam’ın doğru yorumu Ehl-i Sünnet değil Fazlurrahmancılık mezhebidir…” dersin.
Diyanet’te bidatçilerin, reformcuların, modernistlerin, Fazlurrahmancıların, Afganicilerin yeri yoktur. Çoğunluğunu Sünnilerin oluşturduğu Müslümanlardan toplanan paralarla Ehl-i Sünneti sarsıcı, Ehl-i Sünnete aykırı faaliyetler yapılamaz.
(Tekrar ediyorum: Kurum olarak Diyanet’i tenkit etmiyorum, yıpratmıyorum. Taqiyye yapan bid’atçileri tenkit ediyorum…)
* (İkinci yazı)

 

15 Milyon Kitaplık İstanbul Kütüphanesi
İSTANBUL’UN Cumhuriyet zamanında yapılmış en iğrenç, en çirkin, en berbat binası Sağmalcılar-Bayrampaşa Cezaevi’ydi. Beş paralık mimari kıymeti olmadığı için tahliye edildikten sonra yıkıldı. Bendeniz orada yattığım için iyi bilirim.
Osmanlı, yıkılışının arefesinde Sultanahmet Cezaevi’ni yapmış, bir mimarlık şaheseri. Maalesef Tek Parti oligarşik rejimi Türkiye’yi mimarlık ve şehircilik sahasında çok geriletti, çirkinleştirdi.
Sağmalcılar Cezaevi’nin arsası çok kıymetli… Duyduğuma göre oraya yedi yıldızlı bir spor kompleksi yapılacakmış. Niçin yedi yıldız, yapmışken, yuvarlak hesap on yıldızlısını yapıversinler!
Keşke oraya veya müsait bir yere on beş milyon kitap ve belge ihtiva edecek büyük bir kütüphane yapılsa.
İstanbul’un, Türkiye’nin büyük bir kütüphaneye çok büyük ihtiyacı var.
Süper modern stadyumlar, dünya çapında havaalanları, otoyollar, limanlar, barajlar, gökdelenler yapılıyor ama ülkemizin dünya çapında büyük bir kütüphanesi yok. Mısırlılar İskenderiye’de sekiz milyon kitaplık harika bir kütüphane yaptılar, binası dillere destan, projesini Norveçli bir mimar çizmiş.
İstanbul tarihte iki büyük cihan imparatorluğuna başkentlik yapmıştır. Lakin büyük bir kütüphaneden mahrum… İstanbul’a kütüphane yapılırsa, Allah aşkına çok rica ediyorum, Atatürk kitaplığı ismini koymasınlar. İstanbul’a yapılacak büyük kütüphanede dünyada şimdiye kadar Türkiye, Osmanlı İmparatorluğu, İslam hakkında ne kadar kitap basılmışsa hepsinin orijinal nüshaları yahut mikrofilmleri bulunmalıdır.
Türkiye ile ilgili bütün tarihi haritaların ve fotoğrafların tam koleksiyonu.
1928’e kadar basılmış bütün Osmanlıca kitapların eksiksiz, tam koleksiyonu.
Kütüphanenin binası dünyadaki bütün kültürlü insanların beğeneceği, sanatlı bir anıt yapı olmalıdır. Uluslararası bir proje yarışması açılmalı, çok ehliyetli bir jüri tarafından incelenip en güzeli seçilmelidir. Bu kütüphanenin resmi, paralara pullara basılmalıdır.
Bu kütüphanenin binası İstanbul’un on önemli binası listesinde yer almalıdır.
On beş milyon kitap ne ki, Harvard Üniversitesi Kütüphanesi’nde bu kadar kitap varmış. Chicago Üniversitesi’nde on üç buçuk milyon… Berlin Üniversitesi’nde dokuz milyon, ABD’nin kıyıda köşede kalmış Utah Üniversitesi’nde dört milyon…
Bizde pıtrak gibi üniversiteler açılıyor, kütüphaneleri yok. Komedi… Hayır, trajikomedi.
Bütün medeni dünya kitap okuyor.
Biz de bir şeyler okuyoruz, mesela başta İstanbul olmak üzere Türkiye’nin canına okuyoruz. Bizde bilgisayarın yaygınlaştığına bakmayınız. Milyonlarca çocuk ve öğrenci bu cihazlarla insanları aptallaştıran, zekâları körleştiren oyunlar oynuyormuş.
Nerede kalmıştık? Büyük İstanbul kütüphanesi… Büyük hayal…
Tüp geçit, üçüncü köprü, yeni büyük hava alanı, yeni metro, gökdelen, rezidans, dev alış veriş merkezi, yedi yıldızlı spor kompleksi, süper modern stadyum yapılıyor ama büyük kütüphane yapılmıyor… Ne büyük fakirlik!
mehmet sevket eygi

Şubat 21, 2013 tarihinde Öğüt içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin. Yorum yapın.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: