Muhammed Baki Billah Hz. (ks) Kimdir Hayatı ?

Altın Silsile

Altın Silsile

Babası: Kadı Abdüsselam Semerkandi’dir.

İmam-ı Rabbani’ nin mürşididir.

H. 971 yılında Kabil şehrinde doğdu. Buradan Semerkand’a gidip zahir ilimlerinde yüksek derecelere ulaştıktan sonra Hace Emkengi (Hace demek: Bizdeki Şeyh veya Mürşid manasına kullanılır) hazretlerinin sohbet ve teveccühleri ile de şereflenerek, velayetin yüksek makamlarına kavuştu.

İlim tahsil ettiği zamanlar ve gençliğinde bu büyükler yoluna olan bağlılığı ebebi ile, o huzura kavuşturacak bir sohbet arıyordu. Bu çok kıymetli silsilenin madeni olan Maveraünnehr’de, o zamanın meşayıhının büyüklerinden birçoğu ile tanıştı. Bazılarından tövbe ve inabe bile aldı. Kaderin cilvesi, onu bütün bağlantılardan “kurtarıp, bir tek yere bağlıyarak ve o tek bağlantı sebebi ile onu hakikatin zirvesine kavuşturmak isteyince, önce onun mübarek kalbini, yüzü çok güzel bir dilbere çevirdi. Ve bir kaç gün sonra aralarında zaruri bir ayrılık husule geldi.

İmam-ı Rabbani’nin ashabından, Mevlana Bedrüddini Serhendi -Hadaratül Kuds- adlı farsça kitabında hayatını, kerametlerini uzunca yazmaktadır.

Az yemek, az uyumak, az konuşmak şiarları.

Her gece Kur’an’ı hatmeder, sonra şafak sökünceye kadar Yasin okurlardı.

Şeyh hazretleri, dünyadan da dünya halkından da dünya peşinde olanlardan da el etek çekmişlerdi. Meclislerinde bu hususlardan hiç bir şey konuşulmazdı. Giyim kuşamları ise çok basitti.

Nisbeti, tesiri o kadar kuvvetli idi ki, birçokları, yalnız yüzünü görmekle cezbeye kapılır, hallere dalardı. Bir defasında minberdeki hatibin gözü mübarek yüzüne aldı. Bir çığlık atıp yerlere yuvarlandı.

Şafak sökerken şöyle yalvarırdı: “Rabbim ! geceler niçin bu kadar çabuk geçiyor?”

îki sene irşatla meşgul oldu. İmam-ı Rabbani hazretleri kemale gelince, talebeyi ona bırakıp, kendini irşatla meşgul olmaktan çekti.

Vefatı yaklaştığı günlerde idi. Hanımına: “Gel beraber aynaya bakalım!” buyurdu. Hanımı der ki, aynada kendisini tamamen beyaz sakallı, ihtiyar şeklinde gördüm. Halbuki daha kırk yaşında idi. Korktum; “Bana böyle görünmeyiniz, bakamıyorum” dedim. Tebessüm etti ve kendini asıl şeklinde gösterdi.

H. 1012’de daha genç iken vefat ettiler ama artlarında da bu ummetin 2.ci bin yıl içinde en büyük insanı artlannda bırakarak. İmam-ı Rabbani bayrağı ondan devraldı.

Mübarek türbesi Delhi şehrinde Kutb caddesinde Acmiri dervaza (kapı) yanındaki mezarlıktadır.

Şeyh hazretlerinin türbesi en sıcak mevsimde öğle üzeri ziyaret edilirken çıplak ayakla dolaşılırsa, yerin gayet serin olduğu hissedilir.

Mübareğin Hoca Abdullah ve Hoca Ubeydullah isimlerinde iki oğullan vardı.

Dört de büyük halifesi vardı: Hazret-i Müceddid-i Elf-İ Sani, Şeyh Tac, Hoca Hüsameddin ve Şeyh Allah-dad (R.A)

Mübarek; orta boylu, pembe renkli, az sakallı, sakalında siyah çok idi, her zaman uzlet ve riyazeti tercih ederdi.

Mart 23, 2012 tarihinde Nakşibend - Nakşibendiyye içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin. Yorum yapın.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: